
"Muhakkak ki dünyanın en lüzumsuz adamıydım.Hayat beni kaybetmekle hiçbir şey ziyan etmeyecekti."
"Hayatımızın,birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu,çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum."
"Her şeyi, her şeyi, bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı..."
"Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır,ben onu kaybettim.İkinci defa oynayamam..."
"Yaşamak,tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek,hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını,bir âna bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak...Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, Onu bekleyerek yaşamak...
"Maria Puder bana bir ruhum bulunduğunu öğretmişti ve ben de Onun, şimdiye kadar rastladığım insanlar arasında ilk defa olarak, bir ruhu bulunduğunu tespit ediyordum"
"Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar,bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim."
"...Yerimden fırlayarak boynuna sarılmak ve Onu ağlaya ağlaya öpmek için müthiş bir arzu duydum......Bir insanın diğer bir insanı,hemen hemen hiçbir şey yapmadan,bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?......Gözlerimle Onu takip ederek mırıldanıyordum:"Sana teşekkür ederim..Teşekkür ederim!.."
"Dünyada bana hiçbir şey,tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir."
"İnsanlar, birbirlerinden hiçbir şey anlamayan insanlar,beni buradan da kaçırıyorlardı"
"Ben bu kadını yedi yaşımdan beri okuduğum kitaplardan, beş yaşımdan beri kurduğum hayal dünyalarından tanıyordum.Onda Halit Ziya'nın Nihal'inden,Vecihi Bey'in Mehcure'sinden,Şövalye Büridan'ın sevgilisinden ve tarih kitaplarında okuduğum Kleopatra'dan, hatta mevlit dinlerken tasavvur ettiğim, Muhammed'in annesi Amine Hatun'dan birer parça vardı.O benim hayalimdeki bütün kadınların bir terkibi,bir karışımıydı."
"Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık olduğunu hissediyordum.Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar, vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı.Ben neydim?Ruhum bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu?"
"Şimdi, gülemeyecek kadar mesuttum ve saadetimi ciddiye alıyordum."
"Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir."
"Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu...Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?..Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir âciz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim,bunu asla kabul etmedim.
.......Kız arkadaşlarım benimle ahbaplık etmeyi ve fikirlerimi kabul etmeyi zevklerine ve rahatlarına aykırı buldular.Hoş tutulan bir oyuncak olmak, Onlara insan olmaktan daha kolay ve cazip geliyordu. "
"Çocukluğumdan beri belki ilk defa olarak; hayatımın sebepsizliğini ve boşluğunu düşünerek içim ezilmeden, "Bugün de geçti işte...Ve bütün günlerim hep böyle geçecek, sonra ne olacak sanki!" demeden uykuya daldım."
"Kendimi bildim bileli, bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım."
*Baştaki tablo Gustav Klimt'ın "Woman with Hat and Feather Boa" adlı tablosu,ilk gördüğüm an çarpılmış ve "bu Kürk Mantolu Madonna !" demiştim.Bu sebeple buraya yakışacağını düşündüm.








